
Bilgi Güvenliği Derneği Yönetimi, Kurumsal Üyemiz Vodafone Türkiye’yi Ziyaret Etti
28 Nisan 2026Bilgi Güvenliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Alkan ile, Genel Sekreter ve Labris Teknoloji Kurucusu Oğuz Yılmaz, SAHA 2026- Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarına Katıldı
Türkiye ve Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul tarafından düzenlenen SAHA 2026-Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı, 5-9 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi. 120’den fazla ülkeden 1.500’ün üzerinde katılımcıyı bir araya getiren ve 100.000 metrekareyi aşan bir alanda İstanbul’da düzenlenen etkinliğe, Bilgi Güvenliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Alkan ile Genel Sekreter ve Labris Teknoloji Kurucusu Oğuz Yılmaz, 9 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen panele konuşmacı olarak katıldı.
9 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen “Siber Savaş, Elektronik Harp ve Hibrit Tehditler:Modern Güvenliğin Yeni Sınırları” başlıklı panele, SSB Siber Güvenlik ve Bilgi İşlem Daire Başkanı Murat Çizgel moderatörlüğünde, Bilgi Güvenliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Alkan, BGD Genel Sekreteri ve Labris Teknoloji Kurucusu Oğuz Yılmaz ile Havelsan Bilgi İletişim Teknolojileri Arge ve Mühendislik Direktörü Serkan Gümrükçüoğlu konuşmacı olarak katılmıştır.
Sayın Çizgel, silahlı kuvvetlerimizde, silahlı kuvvetlerden bilişim altyapılarına, siber güvenliğe, bilginin dezenformasyon sürecine kadar birçok kavramı içerisinde barındırarak artık savaşların yönetildiğini, artık bu kavramın ne kadar önemli olduğu, Türkiye olarak bu anlamda ne tür yatırımlar yapmamız gerektiği, ne tür politikalar belirlememiz gerektiği hususlarında kısaca bilgi verilmesinden memnuniyet duyacağını ifade etmiş;
Sayın Alkan ise, teşekkür ederek konuşmasına başlamış ve devamında, “Biz Bilgi Güvenliği Derneği olarak yaklaşık 20 yıldır faaliyet yürütüyoruz ve 20 yıldır şunu anlatmaya çalışıyoruz. Bir haftadır burada savunma sanayinin bütün neredeyse silahlarını, altyapılarını, teknolojilerini gördük ve yıllardan beridir de insanoğlu özellikle savaş konusunda, silah konusunda, çok büyük yatırımlar yaparak, teknolojiler geliştirerek geldi. Biz diyoruz ki artık bu geleneksel klasik savaşların, silahların dönemi, devri bitmiştir. Artık, siber dünyada siber savaşlar başlamıştır ve günümüzde en önemli şey bu siber güce, bu siber silahlara, siber insan kaynağına ve bu siber teknolojilere ne kadar sahip olduğumuzla ilgili bir ülkenin savunması. Sonuç itibariyle, burada bu kadar silahları görüyoruz, bu silahları ne zaman kullanacağımızı bilmiyoruz; ne zaman savaş olacağını da bilmiyoruz. Dünya ülkelerine baktığımız zaman, milyarlarca hatta trilyonlarca dolar savunma sanayiine yatırım yapılır, ama bu silahlar ne zaman ve nasıl kullanılacak bunları da bilmiyoruz. Tüm dünya nükleer silahlanmadan bahsediyor. Atom bombasını insanlık tarihinde bir kere yaşadık. Bundan sonra bir atom bombası, nükleer silahlar ne zaman atılacağını bilmiyoruz, ama diyoruz ki artık siber dünyada, dijital dünyada, bilgi çağında siber savaşlar 7/24, 365 gün devam ediyor ve bizim geleneksel silahlarla gerçekleştiremediğimiz saldırıları siber silahlarla gerçekleştirebiliyoruz; klasik silahlarla, füzelerle, bombalarla, uçaklarla ve benzeri silahlarla yapamadığımız saldırıları, siber saldırılarla gerçekleştirerek geleneksel silahlarla, saldırılarla verebileceğimiz zararın yüzlerce, binlerce katı zarar verebiliyoruz. Bugün Amerika’yı kimse bombalayamıyor, kimse Amerika’ya füze atamıyor, bir saldırı da düzenleyemiyor ama bir kişi bir bilgisayardan veya birkaç kişi birkaç bilgisayardan basit bir DDoS saldırısıyla, ABD’nin bütün kredi altyapılarını çökerterek bir günde milyarlarca dolar zarar verebiliyor. Mesele sadece böyle bir saldırı mı, hayır; Sibel saldırı, siber savaş dediğimizde yine 12 ay devam eden teknoloji savaşları var. Kritik altyapılara siber saldırılar var, istihbarata saldırıları var. Onun gibi hiç durmaksızın ve bu kadar yatırım yapmadan bir insan ve bir PC ile bu kadar büyük devasa silahların vereceği zararlardan çok fazla daha zarar verilebiliyor. Dolayısıyla, Dünya artık bu geleneksel silahlardan, geleneksel savaşlardan, geleneksel ordulardan vazgeçti. Şimdi tüm dünya ülkeleri, gelişmiş ülkeler siber ordularını kuruyor, siber polis teşkilatlarını kuruyor. Siber timlerini kuruyor ve dolayısıyla bütün savaşlar artık dijital dünyada gerçekleşiyor. Bakın geçmişte bir ülke siber saldırıya uğradığını ya da bir kurum siber saldırıya uğradığını söylese vatana ihanetten yargılanırdı. Ama bunu ilk defa kim itiraf etti? Obama. Obama 2009 yılında çıktı şöyle bir itirafta bulundu. Dedi ki biz ABD olarak bütün saldırılara karşı, bütün silahlara karşı, bütün savaşlara karşı önlem alabiliyoruz. Yani ABD olarak, nükleer saldırılara karşı da önlemimiz var. Her türlü balistik füzelere karşı önlemimiz var. Her türlü uçak saldırılarına karşı önlemimiz var, ama ABD olarak önlem alamadığımız tek şey var, O da siber savaşlar. Bunu ABD’nin başkanı söylüyor. Bir tek önlem alamadığımız konu, bir tek çözüm bulamadığımız konu siber saldırılardır ve sonrasında biliyorsunuz, Obama “Ben ABD’nin bilgi ve iletişim altyapılarının, kritik altyapılarının güvenliğinin sağlanması talimatını veriyorum, bunun için yapılması gerekenler neler varsa bunu yapmak için çalışmaları başlatıyorum, Siber orduyu kuruyorum” dedi ve başına da bir generali, siber ordu komutanı olarak atadı. İkinci bir itiraf kimden geldi? İkinci bir itiraf da hepimizin bildiği gibi, dünyanın en meşhur “Hacker”larından, siber güvenlik uzmanı Richard Clark’tan geldi. Richard Clark ne dedi? “Biz, artık klasik istihbaratçılıktan, klasik casusluktan vazgeçtik. Biz eskiden Rusya’yı Türkiye’deki Sinop’taki kulemizden dinliyorduk, Oradan Rusya’yı izliyorduk, ama artık Rusya’yı dinlemek için ya da herhangi bir ülkeyi dinlemek, izlemek için böyle kulelere, kurumlara, yerlere ihtiyacımız yok. Artık o klasik casusluğun bitmiştir. Klasik istihbaratçılığın dönemi de bitmiştir.” Yani nedir konu? Artık klasik savaşlar devri bitti. Klasik istihbaratçılık da bitti. Klasik casusluk da bitti, ve yeni bir şey başladı. Siber savaşlar, siber silahlar, siber istihbarat, siber teknoloji vesaire vesaire.
Sonuç itibariyle, bizim dünyada Türkiye olarak siber saldırılara uğrayan ülkeler sıralamasında biz ilk beşten hiç çıkmadık. Hep ilk beş içerisinde idik. Sizler de çok yakından biliyorsunuz. Saldırıya uğramadık kurumumuz kalmadı. Ele geçirilmedik verilerimiz de kalmadı. Diyoruz ki artık yatırımlarımızı, politikalarımızı, stratejilerimizi geleneksel savaşlar üzerine kurmaktan vazgeçmeliyiz. Bir an önce Türkiye olarak bizim dünya ülkelerinin yaptığı gibi siber ordularımızı kurmamız lazım. Siber polis teşkilatlarımızı kurmamız lazım. Siber özel harekatlarımızı kurmamız lazım. Siber güvenlik gücümüzü, insan kaynağımızı geliştirmemiz lazım. Bakın bir savaş devam ediyor şu anda dünyada. İran, İsrail ve ABD’ye karşı savaşıyor. Görünürde neler uçuşuyor havada? Füzeler uçuşuyor. Biz sadece onları görüyoruz. Ama biz biliyoruz ki, Stuxnet saldırısını burada bilmeyen kimse yoktur. ABD, İran’ın nükleer tesislerinin üçte birini bir tek USB ile çökertti, İran’ın nükleer santraline sızdı. Bütün nükleer altyapının üçte birini çökertti. Bu neyi gösteriyor? Siz füzelerle, bombalarla, İha’larla, Siha’larla vuramadığınız bu ülkeyi, bir USB ile vurabiliyorsunuz ve sistemlerini çökertebiliyorsunuz. Yani Stuxnet saldırısında İran bunu yaşadı. Karşılığında İran ne yaptı? İran, 2000 yılında çıktı dedi ki ben her yıl 10.000 siber güvenlik uzmanı yetiştireceğim. 2020 yılına gelindiğinde, 200.000 siber güvenlik ordum olacak dedi ve gerçekten bunu başardı. Bugün İran’ın caydırıcılığı, nükleer silahından, atom bombasından gelmiyor. Bugün İran’ın asıl caydırıcılığı nükleer silahlardan çok bu siber insan kaynağından gelmektedir.” dedi.
Alkan daha sonra, Türkiye’nin durumu ve yapması gerekenlere değindi ve Türkiye’nin, stratejilerini ve yatırımlarını yalnızca geleneksel silahlar üzerine kurmaktan acilen vazgeçmesi gerektiğini, Dünya genelindeki gelişmiş ülkeler gibi, Türkiye’nin de kendi siber ordularını, siber polis teşkilatlarını ve siber özel harekat timlerini kurması ve bu alandaki siber insan kaynağını hızla geliştirmesinin hayati bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Sayın Yılmaz ise konuşmasında, teknolojinin artık tarafsız olmadığını, bunun büyük teknoloji şirketlerince de ifade edildiğini, dolayısıyla gelecekte olası bir çatışmada, mutlaka teknoloji sahiplerinin taraf tutacağını; bununla beraber özellikle yurt dışı pazar için siber güvenliğin, politik bir konu haline geldiğini ve devletimizle beraber hareket etmenin önemini vurguladı; Türkiye’de Siber güvenlikte artık “Startup” değil “Scaleup” yani var olanı ölçeklendirebilme üzerine yoğunlaşmak gerektiğini vurguladı.


